İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. İlginç konular
  3. Henrietta Lacks’ın Ölümsüz Hücreleri

Henrietta Lacks’ın Ölümsüz Hücreleri

31 yaşında kanser nedeniyle hayatını kaybeden Henrietta Lacks’ın hücreleri , laboratuvar ortamında ölmeden çoğalabilen ilk hücre kültürü olup, tıp alanında büyük ilerlemelerin yolunu açmıştır. Lacks’ın ölümsüz hücreleri, milyonlarca insanın daha uzun yaşamasını sağlarken, gencecik yaşında yaşamını kaybeden Henrietta Lacks’ın da adını ölümsüzleştirdi.

1920 yılında ABD’nin Virgina eyaletinde, tütün çiftliğinde doğan Henrietta’nın ailesinin kökenleri aynı çiftlikte çalışan kölelere dayanmakta. Hatta büyük büyük babasının bir zamanlar bu çiftliğin sahibi olan bir beyaz, büyük-büyük annesinin çiftlikteki kölelerden olduğunu biliyoruz.

Köleliğin sona ermesinden sonra aile çiftlikte tütün işçiliği yapmaya devam eder, Henrietta burada 14 yaşındayken kuzeninden hamile kalır ve iki çocuk doğurur. Ardından kuzeni Day Lacks ile Maryland’e taşınır ve burada evlenirler. Şehir hayatına adapte olan çiftin kısa aralıklarla üç çocuğu daha olur.

Henrietta’nın son doğumu sıkıntılı geçer. Kanaması bir türlü dinmek bilmez. Doğum sonrası kendini bir türlü eski sağlığına kavuşmuş hissetmez. En sonuda bir gün banyoda kendini iyice muayene ederken rahim ağzında ele gelen kitle olduğunu fark edince soluğu Maryland’in en büyük hastanelerinden olan John Hopkins Hastanesi’nde alır.

Muayenede serfiksinde (rahim ağzı) habis adenom olduğu görülür. Üstelik bu kötü huylu tümörün metastaza yol açan son derece tehlikeli tümör olduğu anlaşılır. Öncelikle tümörden örnekler alınır ve kanser araştırmaları yapan Dr. George Gey’e gönderilir. Dr. Gey, stabil bir hücre dizisi keşfedebilme umuduyla ulaşabildiği tüm örnekleri toplamaktadır.

Gey, insan hücresini insan vücudu dışında geliştirebilmek gibi daha önce mümkün olmamış olağanüstü başarı peşindedir. O güne kadar yapılan deneylerde hiçbir insan hücresi, insan vücudu dışında birkaç günden daha uzun canlı kalamamıştır. Eğer insan vücudu dışında gelişebilen bir hücre dizi mümkün olsa araştırmalar bambaşka bir boyut kazanacak, bilim alanında büyük ilerleme kaydedilecektir.

HeLa Hücreleri

Henrietta rahiminden başlayıp tüm vücudunu saran kanserle mücadele ederken, Gey Henrietta’nın hücrelerini ondan habersiz laboratuvardaki kültür ortamında çoğaltmaya çalışmaktadır. Kısa süre sonra Dr. Gey bu hücrelerde sıradışı bir yan olduğunu keşfeder. Normalde pek çok kanser hücresi laboratuvar ortamında kısa sürede ölürken Henrietta’nın hücreleri adeta ölümsüzdür, şaşırtan hızda çoğalmaya devam etmektedirler. Gey bu buluşun öneminin kısa zamanda fark eder. Böylesine dayanıklı bir hücre kültürü, doktorların insan vücudu dışında hücrelerin nasıl bölündüğünü izlemelerine imkan verebilir, bu hücreleri muhtelif kimyasallara tabi tutulup kimyasalların insan hücrelerine etkisi araştırılabilir, muhtelif ilaç deneylerine kullanılabilir…

Henrietta Lacks’ın adının ve soyadının ilk heceleri kullanılarak, Lacks’ın gelişmeye devam eden hücrelerine, HeLa Hücreleri adı verildi. Normal hücre dizileri, belli bir sayıda bölünmeden sonra ölürler. Oysa HeLa hücrelerinde bölünme devam etti, hücreler yaşlanmadı ve ölmedi. HeLa hücrelerinin, normal hücrelerden açık farklılıkları vardı.

Normal hücreler 46 kromozoma sahipken, HeLa hücreleri 76-80 kromozoma sahipti. Bunların her biri de HPV (Human Papillomavirus) nedeniyle çok sayıda mutasyona uğramıştı. Mutasyonun nedeni, virüsün kendi DNA’sını konakçının (virüse maruz kalan beden) DNA’sına aktarmasıydı. Üstelik bu durum, konakçının hücrelerini onarma mekanizmasını da etkisiz hale getirmişti. Bu durum aşırı hücre gelişimini baskılamıştı.

Kanser hücresi olan HeLa hücreleri, diğer kanser hücrelerinden daha hızlı büyüdüler. Bu duruma neden olan Henrietta Lacks’ın bağışıklık sisteminin sifilisten ötürü zayıflamış olmasıydı. Normalde telomeraz enziminin faaliyetlerinin yavaşlamasıyla hücrelerimiz yaşlanır. Ancak Lacks’ın teomeraz enzimi aşırı aktifti ve bu da HeLa hücrelerinin 24 saat içinde iki kat artmasına yol açmıştı. Böylece HeLa hücreleri ölümsüz hücreler olmuşlardı.

O zamana kadar bilim insanları araştırma yapmak için harcadıkları zamandan daha çoğunu, hücreleri canlı tutmak için harcıyorlardı. Ancak HeLa hücreleri sayesinde bilim dünyası laboratuvarda geliştirilebilen insan hücresi dizisine kavuştu. Bu da bilimde büyük bir ilerlemenin yolunu açtı. Dünya’nın dört bir yanındaki binlerce bilim insanı bu eşsiz kaynak sayesinde birçok çalışma yapabildi.

İki önemli aşı (Salk ve IPV -Inaktive Polio Vaccine) HeLa hücre dizisi kullanılarak geliştirildi. HeLa hücreleri kullanılarak virüsler, kanser ve hatta sıfır yer çekimi ile ilgili araştırmalar yapılabildi. Aynı zamanda HeLa hücreleri klonlanan ilk insan hücresi oldu.

Şimdi birçok insan hücre dizisi laboratuvarda geliştirilebiliyor ama birçok bilim insanı iyi tanıdıkları HeLa hücrelerini kullanmayı tercih ediyor.

Diğer makalelerim için TIKLAYINIZ

Yorum Yap

Yorum Yap